Türkiye yerel kalkınma hamlesiyle küreselleşir
Türkiye çok ihtiyaç duyduğu sivilleşme, normalleşme ve demokratikleşme konusunda hala eksikleri olmasına rağmen oldukça yol almıştır.
Şu an hükümetin hazırladığı ifade edilen ve kamuoyunda
'Demokratikleşme paketi'
ismi ile anılan çalışmada hükümetin bu konudaki hassasiyetinin devam ettiği de görülmektedir.
Öte yandan toplumsal barışı tesis edecek demokratikleşme hamleleri ona uygun iktisadi programlarla desteklenmelidir.
Demokratikleşme paketinin iktisadi izdüşümü rekabet avantajlarının yerinde desteklenmesidir.
Türkiye'nin en önemli iktisadi rekabet avantajı şüphesiz barındırdığı çeşitliliğidir.
Ülkemizin iktisadi yapısında gerçekleştirilmesi gerektiğini
düşündüğümüz bu zihniyet devrimi çok kolay olmadığı gibi bir takım
idari reformları da gerektirdiğinden bu ilkenin anayasal bir güvence
altına alınması kaçınılmazdır.
Bölgelerin taşıdığı
dinamikleri, başarı modellerini örnek alan yeni stratejiler oluşturarak
harekete geçip, uzun vadede sanayi, organik tarım (ve hayvancılık) ve
turizm stratejisini değiştirdiğinde Türkiye sürdürülebilir bir kalkınma
şansını yakalayabilecektir.
Türkiye'nin sahip olduğu kaynak çeşitliliği, dinamik potansiyelleri ve stratejik konumu bu hedefleri gerçekleştirmeye uygun zemini hazırlamaktadır.
Yerel kalkınma modelleriyle yeterli bilgi donanımı sağlanır, çağın gereksinimlerini karşılayacak ölçüde teknolojik altyapı
geliştirilir, teşvik ve vergi sistemi sektör ve bölge bazında katma
değer sağlayacak şekilde düzenlenir ve en önemlisi yerel yönetim ve
diğer aktörlerin bu süreçlerde daha etkin rol alacağı demokratik bir
model kurgulanabilirse ekonomik ve sosyal açılardan sürdürülebilir bir
kalkınma sağlayabiliriz.
Bugün olumlu olduğu ifade edilen
iktisadi göstergelerin hiç bir sürdürülebilirliği olmadığı gibi bu
veriler küresel sermaye akışına bağlı olup geçici başarılara işaret
etmektedir.
Başka bir deyişle güçlü ekonomi iddiası, kalkınmanın
salt ekonomik büyüme yaklaşımına indirgenmesinin sonucudur. Oysa
sürdürülebilir bir kalkınma için küresel rekabet avantajları
desteklenmiş yerel kalkınma stratejisi ile sağlıklı ve bilgili toplum
şarttır. Kurulduğu günden bu yana toptancı "aynılaştırma" zihniyetini kutsallaştıran bir devletin "yerel kalkınma" yaklaşımına dönüşmesi birçok zorluğu yanında getirmektedir.
YERİNDEN YÖNETİM MECLİSLERİ KURULMALI
Bu
zorluklar başta anayasada sonrasında da yerel yönetimleri düzenleyen
kanunlarda gerçekleştirilecek cesur reformlarla aşılabilir.
Anayasada bu konuda TBMM altında yedi temel bölgede "Yerinden Yönetim Meclisleri"
oluşturulması yararlı olacaktır. Yerinden yönetim meclisleri yedi temel
bölgede yasanın kendilerine yüklediği yükümlülüklerin yanında daha çok
bölge idareleri şeklinde çalışmalarını sürdürmelidirler. Bu değişikliğin gerçekleştirilebilmesi için yine Anayasa'nın çeşitli maddelerinde değişiklikler yapılmalı yerinden yönetim meclislerine çeşitli oranlarda yasama ve yürütme görevleri tahsis edilmelidir.
Bu meclislerin yasama yetkileri konusunda:
• Türkiye'deki tüm yerleşim birimlerinde oturanların demokratik
seçimlerle oluşturdukları meclisleri; kendi sorunları, ihtiyaçları ve
imkanları hakkında, kendi sınırları içinde geçerli, Anayasa'ya,
kanunlara ve üst meclis kararlarına uygun karar almaları yasalarda
belirtilmelidir.
• Yerinden Yönetim Meclisleri'nin
toplantıları halka açık olmalı görüşmelerin özeti ve kararlar ilan
edilmelidir. Meclislerin toplanma, görüşme ve diğer çalışma düzeni ile
kararların yayını ve ilgili birimdeki seçmeninin görüşmelere katılma
yöntemi meclislerin kendi yapacakları iç tüzüklerine bırakılmalıdır.
•
Meclislerin kararları Anayasa'ya, yasalara ve üst meclis kararlarına
uygunluk bakımından yargı denetimi dışına çıkamayacağı açıkça
belirtilmelidir.
• Üst meclisler, alt meclislerin ancak
bütününde uygulanacak karar alabilirler. Üst meclisler ilgili birim
meclisinin kararı olmadan, diğer birimlerin kaynak harcamalarını
gerektirecek karar alamayacağı anayasada belirtilmelidir.
Yerinden
yönetim meclislerinin en önemli yürütme görevlerinden birisi de
şüphesiz vergi toplanması ve toplanan verginin paylaştırılmasıdır.
Kendi kararları ile Yerinden Yönetim birimlerinde toplanacak
vergiler dışında, ülke çapında toplanan verginin; nüfus başına eşit
olarak bölgelere, projelere bağlı olarak ilgili birimlere ve belediye
meclislerine hangi oranlarda devredileceği bütçe kanununda
belirtilebilir.
Yerinden Yönetim Meclisleri ülke
genelinde konmuş bir verginin; kendi yerleşim birimlerinde, belli bir
süre veya devamlı olarak, indirimli veya zamlı toplanmasına,
kendilerine devredilecek miktardan düşülmek veya eklenmek koşulu ile
karar verebilmeli; bu tür kararları halk oylamasına sunabilmeli, uygun
bulunursa yürürlüğe girmelidir.
TEŞVİK KANUNU YERİNDE BELİRLENMELİ
Son olarak
belirtilmesi gereken bir diğer konu 59. Hükümet tarafından hazırlanmış
ve Türkiye ekonomisine ciddi zaman kaybettirmiş, gelir
dağılımındaki dengesizliği arttırmış olan 5084 sayılı Teşvik Kanunudur. İktisadi facia olan kanun mevcut iktidarın tarafından Türkiye'ye kazandırılmış
ve değiştirilmesi yönünde hiçbir bir çaba sarf edilmemiştir.
Mevcut teşvik sisteminde kişi başı GSYİH'sı 1.500 ve daha düşük olan her ilde yatırımcılara aynı düzey ve koşullarda teşvik sağlandığından
istenilen sonuçlar elde edilememiştir. İstanbul'a çok yakın olan Düzce (1.142 dolar) sağlanan teşviklerden coğrafi konumu nedeniyle çok daha fazla
yararlanabilirken özellikle Ağrı (568 dolar), Muş (578 dolar), Şırnak (638 dolar) gibi özellikle Doğu illeri coğrafi konumlarından ötürü beklenen
yatırımlar gerçekleşmemiş ve bölgeler arasındaki kalkınmadaki dengesizlik daha da derinleşmiştir.
Bu bilimden uzak toptancı yaklaşım yerine yerinden
yönetim meclislerine anayasada yasama ve yürütme yetkileri verilip
Türkiye 7 üst 26 alt iktisadi bölgeye ayrıldıktan sonra üç aşamalı bir
strateji uygulanmalıdır.
• Bölgesel Planlama; gerekli alt yapının sağlanarak ekonomik büyüme için uygun ortamın oluşturulması
• Yerel Ekonomik Kalkınma; finansal ve diğer desteklerle işletmelerin geliştirilmesi
•
Sosyal Kalkınma; dayanışma destekli girişimcilik yaklaşımı, sosyal
ekonomi, kapsamlı bir eğitim ve insan ihtiyaçlarına cevap verecek bir
düzenin oluşturulmasının sağlanmasıdır.
Özetle, sivilleşme
ve normalleşmenin sadece temel hak ve özgürlükler ekseninde
değerlendirilmemesi gerektiğini, yerel yönetimlerin yasama ve
yürütme
görevleri ile desteklenmeyen tüm anayasa çalışmalarının sonuca
ulaşamayacağı endişesini taşıdığımızı belirtmekte yarar görüyorum.
NASIL BİR KALKINMA MODELİ
Güçlü Türkiye Partisi (GTP)
Türkiye'nin sadece ihracata dayalı kalkınma modelleriyle, sadece para politikalarına ve finans sektörüne bağlı kalkınma modelleri ile ya da sadece
sanayileşme hamlesi ile kalkınabileceği anlayışını desteklememektedir.
Güçlü Türkiye Partisi ancak hukuki dayanağı sağlanmış, anayasal güvence ile desteklenmiş, kendi iç kaynaklarımıza dayalı bir yerel kalkınma hedefi
ile Türkiye'nin küresel rekabet
içerisinde yerini alarak gelişmiş ülkelerin ekonomik ve sosyal düzeyini
yakalayabileceğini savunmaktadır.
Güçlü Türkiye Partisi olarak
ortaya koyduğumuz ve Türkiye'de yerel kalkınma hedefinde önemli bir
adım olacağını düşündüğümüz bu yeni iktisadi
kurgu
"Kamu Yönetimi Reformu"
ile birlikte
"Devlet Planlama Teşkilatı'nın Yeniden Yapılanması"
başlıklı iki temel ayağa sahiptir.
Ayrıca yerinden yönetim meclislerinin kurulması, bu meclislere yasama ve yürütme yetkilerinin verilmesi anayasa taslaklarında yerini bulmalıdır.
| Tuna Bekleviç | |
|---|---|
| Real Name | |
| Avatar | ![]() |




Temâtik Film Kuşağı

