| | Create free blog ( Türkçe , Deutsch , Español )
nufüs huviyet cuzdanı
1 "türkiye yerel kalkınma hamlesiyle küreselleşir tuna bekleviç" etiketi kullanan gönderi "türkiye yerel kalkınma hamlesiyle küreselleşir tuna bekleviç" etiketi kullanan diğer içerikler resimler , videolar
 
Sep
16
    

 

Türkiye yerel kalkınma hamlesiyle küreselleşir

Türkiye çok ihtiyaç duyduğu sivilleşme, normalleşme ve demokratikleşme konusunda hala eksikleri olmasına rağmen oldukça yol almıştır.

Şu an hükümetin hazırladığı ifade edilen ve kamuoyunda

'Demokratikleşme paketi'

ismi ile anılan çalışmada hükümetin bu konudaki hassasiyetinin devam ettiği de görülmektedir.

Öte yandan toplumsal barışı tesis edecek demokratikleşme hamleleri ona uygun iktisadi programlarla desteklenmelidir.

Demokratikleşme paketinin iktisadi izdüşümü rekabet avantajlarının yerinde desteklenmesidir.

Türkiye'nin en önemli iktisadi rekabet avantajı şüphesiz barındırdığı çeşitliliğidir.

Ülkemizin iktisadi yapısında gerçekleştirilmesi gerektiğini düşündüğümüz bu zihniyet devrimi çok kolay olmadığı gibi bir takım idari reformları da gerektirdiğinden bu ilkenin anayasal bir güvence altına alınması kaçınılmazdır.

Bölgelerin taşıdığı dinamikleri, başarı modellerini örnek alan yeni stratejiler oluşturarak harekete geçip, uzun vadede sanayi, organik tarım (ve hayvancılık) ve turizm stratejisini değiştirdiğinde Türkiye sürdürülebilir bir kalkınma şansını yakalayabilecektir.

Türkiye'nin sahip olduğu kaynak çeşitliliği, dinamik potansiyelleri ve stratejik konumu bu hedefleri gerçekleştirmeye uygun zemini hazırlamaktadır.


Yerel kalkınma modelleriyle yeterli bilgi donanımı sağlanır, çağın gereksinimlerini karşılayacak ölçüde teknolojik altyapı geliştirilir, teşvik ve vergi sistemi sektör ve bölge bazında katma değer sağlayacak şekilde düzenlenir ve en önemlisi yerel yönetim ve diğer aktörlerin bu süreçlerde daha etkin rol alacağı demokratik bir model kurgulanabilirse ekonomik ve sosyal açılardan sürdürülebilir bir kalkınma sağlayabiliriz.

Bugün olumlu olduğu ifade edilen iktisadi göstergelerin hiç bir sürdürülebilirliği olmadığı gibi bu veriler küresel sermaye akışına bağlı olup geçici başarılara işaret etmektedir.

Başka bir deyişle güçlü ekonomi iddiası, kalkınmanın salt ekonomik büyüme yaklaşımına indirgenmesinin sonucudur. Oysa sürdürülebilir bir kalkınma için küresel rekabet avantajları desteklenmiş yerel kalkınma stratejisi ile sağlıklı ve bilgili toplum şarttır. Kurulduğu günden bu yana toptancı "aynılaştırma" zihniyetini kutsallaştıran bir devletin "yerel kalkınma" yaklaşımına dönüşmesi birçok zorluğu yanında getirmektedir.

YERİNDEN YÖNETİM MECLİSLERİ KURULMALI

Bu zorluklar başta anayasada sonrasında da yerel yönetimleri düzenleyen kanunlarda gerçekleştirilecek cesur reformlarla aşılabilir.
Anayasada bu konuda TBMM altında yedi temel bölgede "Yerinden Yönetim Meclisleri" oluşturulması yararlı olacaktır. Yerinden yönetim meclisleri yedi temel bölgede yasanın kendilerine yüklediği yükümlülüklerin yanında daha çok bölge idareleri şeklinde çalışmalarını sürdürmelidirler. Bu değişikliğin gerçekleştirilebilmesi için yine Anayasa'nın çeşitli maddelerinde değişiklikler yapılmalı yerinden yönetim meclislerine çeşitli oranlarda yasama ve yürütme görevleri tahsis edilmelidir.

Bu meclislerin yasama yetkileri konusunda:

• Türkiye'deki tüm yerleşim birimlerinde oturanların demokratik seçimlerle oluşturdukları meclisleri; kendi sorunları, ihtiyaçları ve imkanları hakkında, kendi sınırları içinde geçerli, Anayasa'ya, kanunlara ve üst meclis kararlarına uygun karar almaları yasalarda belirtilmelidir.

• Yerinden Yönetim Meclisleri'nin toplantıları halka açık olmalı görüşmelerin özeti ve kararlar ilan edilmelidir. Meclislerin toplanma, görüşme ve diğer çalışma düzeni ile kararların yayını ve ilgili birimdeki seçmeninin görüşmelere katılma yöntemi meclislerin kendi yapacakları iç tüzüklerine bırakılmalıdır.

• Meclislerin kararları Anayasa'ya, yasalara ve üst meclis kararlarına uygunluk bakımından yargı denetimi dışına çıkamayacağı açıkça belirtilmelidir.

• Üst meclisler, alt meclislerin ancak bütününde uygulanacak karar alabilirler. Üst meclisler ilgili birim meclisinin kararı olmadan, diğer birimlerin kaynak harcamalarını gerektirecek karar alamayacağı anayasada belirtilmelidir.


Yerinden yönetim meclislerinin en önemli yürütme görevlerinden birisi de şüphesiz vergi toplanması ve toplanan verginin paylaştırılmasıdır. Kendi kararları ile Yerinden Yönetim birimlerinde toplanacak vergiler dışında, ülke çapında toplanan verginin; nüfus başına eşit olarak bölgelere, projelere bağlı olarak ilgili birimlere ve belediye meclislerine hangi oranlarda devredileceği bütçe kanununda belirtilebilir.

Yerinden Yönetim Meclisleri ülke genelinde konmuş bir verginin; kendi yerleşim birimlerinde, belli bir süre veya devamlı olarak, indirimli veya zamlı toplanmasına, kendilerine devredilecek miktardan düşülmek veya eklenmek koşulu ile karar verebilmeli; bu tür kararları halk oylamasına sunabilmeli, uygun bulunursa yürürlüğe girmelidir.

 TEŞVİK KANUNU YERİNDE BELİRLENMELİ

Son olarak belirtilmesi gereken bir diğer konu 59. Hükümet tarafından hazırlanmış ve Türkiye ekonomisine ciddi zaman kaybettirmiş, gelir

dağılımındaki dengesizliği arttırmış olan 5084 sayılı Teşvik Kanunudur. İktisadi facia olan kanun mevcut iktidarın tarafından Türkiye'ye kazandırılmış

ve değiştirilmesi yönünde hiçbir bir çaba sarf edilmemiştir.

 

Mevcut teşvik sisteminde kişi başı GSYİH'sı 1.500 ve daha düşük olan her ilde yatırımcılara aynı düzey ve koşullarda teşvik sağlandığından

istenilen sonuçlar elde edilememiştir. İstanbul'a çok yakın olan Düzce (1.142 dolar) sağlanan teşviklerden coğrafi konumu nedeniyle çok daha fazla

yararlanabilirken özellikle Ağrı (568 dolar), Muş (578 dolar), Şırnak (638 dolar) gibi özellikle Doğu illeri coğrafi konumlarından ötürü beklenen

yatırımlar gerçekleşmemiş ve bölgeler arasındaki kalkınmadaki dengesizlik daha da derinleşmiştir.


Bu bilimden uzak toptancı yaklaşım yerine yerinden yönetim meclislerine anayasada yasama ve yürütme yetkileri verilip Türkiye 7 üst 26 alt iktisadi bölgeye ayrıldıktan sonra üç aşamalı bir strateji uygulanmalıdır.

• Bölgesel Planlama; gerekli alt yapının sağlanarak ekonomik büyüme için uygun ortamın oluşturulması

• Yerel Ekonomik Kalkınma; finansal ve diğer desteklerle işletmelerin geliştirilmesi

• Sosyal Kalkınma; dayanışma destekli girişimcilik yaklaşımı, sosyal ekonomi, kapsamlı bir eğitim ve insan ihtiyaçlarına cevap verecek bir düzenin oluşturulmasının sağlanmasıdır.


Özetle, sivilleşme ve normalleşmenin sadece temel hak ve özgürlükler ekseninde değerlendirilmemesi gerektiğini, yerel yönetimlerin yasama ve

yürütme görevleri ile desteklenmeyen tüm anayasa çalışmalarının sonuca ulaşamayacağı endişesini taşıdığımızı belirtmekte yarar görüyorum.

NASIL BİR KALKINMA MODELİ

Güçlü Türkiye Partisi (GTP)

Türkiye'nin sadece ihracata dayalı kalkınma modelleriyle, sadece para politikalarına ve finans sektörüne bağlı kalkınma modelleri ile ya da sadece

sanayileşme hamlesi ile kalkınabileceği anlayışını desteklememektedir.

Güçlü Türkiye Partisi ancak hukuki dayanağı sağlanmış, anayasal güvence ile desteklenmiş, kendi iç kaynaklarımıza dayalı bir yerel kalkınma hedefi

ile Türkiye'nin küresel rekabet içerisinde yerini alarak gelişmiş ülkelerin ekonomik ve sosyal düzeyini yakalayabileceğini savunmaktadır.

Güçlü Türkiye Partisi olarak ortaya koyduğumuz ve Türkiye'de yerel kalkınma hedefinde önemli bir adım olacağını düşündüğümüz bu yeni iktisadi

kurgu

"Kamu Yönetimi Reformu"

ile birlikte

"Devlet Planlama Teşkilatı'nın Yeniden Yapılanması"

başlıklı iki temel ayağa sahiptir.

Ayrıca yerinden yönetim meclislerinin kurulması, bu meclislere yasama ve yürütme yetkilerinin verilmesi anayasa taslaklarında yerini bulmalıdır.

 

Tuna Bekleviç
Real Name  
Avatar Tuna Bekleviç